Türkiye'nin düzenleyici gündemi, Şubat ayının ortasına girilirken yoğunluğundan hiçbir şey kaybetmedi. Bir yanda enerji piyasasında tüketici lehine köklü değişiklikler, diğer yanda uluslararası kuruluşların Türkiye ekonomisi hakkındaki taze değerlendirmeleri masada. Üstelik bu kez yalnızca Resmi Gazete'ye değil, diplomatik ziyaret takvimlerine ve piyasa anketlerine de bakmak gerekiyor. Gelin, son günlerin en dikkat çekici düzenleyici ve ekonomik gelişmelerini birlikte inceleyelim.
## EPDK'den Doğalgaz Piyasasında Kapsamlı Tüketici Reformu
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 12 Şubat tarihli kurul toplantısında doğalgaz dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliğinde geniş çaplı değişiklikleri onayladı. Karar, Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Bu düzenleme, yalnızca bir "revizyon" değil; doğalgaz aboneliğinden faturalandırmaya, acil müdahale süreçlerinden veri güvenliğine uzanan bir reform paketi niteliğinde.
### Ödeme Esnekliği: 3 Taksit Dönemi Kapandı
Yeni düzenlemenin belki de en somut etkisi, abone bağlantı bedelinde hissedilecek. Daha önce kredi kartıyla yalnızca 3 taksit yapılabilen bağlantı bedeli, artık 6 aya kadar taksitlendirilebilecek. Küçük bir detay gibi görünebilir, ancak özellikle yeni konut sahipleri ve taşınan aileler için bütçe planlamasını doğrudan etkileyen bir kolaylık söz konusu.
Bunun ötesinde, kamu kurumları, ibadethaneler, cemevleri ve Kur'an kurslarının yanı sıra yaşlı aylığı ve sosyal yardım alan vatandaşlardan yeni aboneliklerde güvence bedeli alınmaması kararlaştırıldı. Sosyal devlet ilkesinin enerji piyasasındaki yansıması olarak okunabilecek bu adım, dezavantajlı grupların doğalgaz erişimindeki finansal engeli azaltmayı hedefliyor.
### Faturalandırmada Şeffaflık Atağı
Sayaç okuma süreçlerinde de önemli bir değişiklik var. Dağıtım şirketinden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle birikmiş tüketim tutarının "en fazla 2 fatura döneminde" tahakkuk ettirilmesi kuralı, tüketici lehine genişletilerek "en az 4 fatura dönemine" yayıldı. Pratikte bu, bir anda karşınıza çıkan şişirilmiş faturaların önüne geçmeyi amaçlıyor.
Ayrıca kağıt faturanın yanı sıra kısa mesaj ve e-posta bilgilendirmesi artık isteğe bağlı olarak sunulacak, fatura tutarı ve son ödeme tarihinin SMS ile bildirilmesi ise zorunlu hale getirildi. Dijitalleşmenin faturalandırma süreçlerine bu denli somut yansıması, sektör için önemli bir eşik.
### Akıllı Sayaçlar ve Veri Güvenliği
EPDK, kurul tarafından belirlenecek kriterlere uygun bölgelerde uzaktan okuma ve akıllı ölçüm sistemlerinin devreye alınmasına da kapı açtı. Bu adım, kaçak kullanımın önlenmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması açısından dağıtım şirketlerinin uzun süredir beklediği bir düzenleme.
Veri tarafında ise şirket verilerinin ayrıştırılmış şekilde yönetilmesi zorunlu kılınarak veri bütünlüğü ve gizliliği konusunda yeni standartlar belirlendi. Arşivlerin dijital ortama aktarılması da zorunlu hale geldi. Enerji sektöründe "dijital dönüşüm" kavramının artık sadece bir pazarlama sloganı değil, mevzuat zorunluluğu haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.
### Afet ve Acil Durum Dayanışması
Düzenlemenin dikkat çeken bir diğer boyutu, afet ve acil durumlarda dağıtım şirketlerinin birbirlerine personel, araç ve ekipman desteği verebilmesine yönelik mevzuat altyapısının oluşturulması. Türkiye'nin deprem gerçekliği göz önüne alındığında, bu maddenin operasyonel önemi yadsınamaz.
EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, düzenlemeyi özetlerken "güvenli ve sürdürülebilir bir doğalgaz piyasasını kalıcı biçimde tesis etmek" ifadesini kullandı. Enerji sektöründeki paydaşların bu kapsamlı değişikliklere uyum takvimini yakından takip etmesi gerekecek.
### Bu Düzenleme Kimi, Nasıl Etkiliyor?
Değişikliklerin etki alanı düşünüldüğünden geniş. Bireysel tüketiciler bağlantı bedeli taksitlerinden ve SMS bilgilendirmesinden yararlanırken, dağıtım şirketleri dijitalleşme ve veri ayrıştırma zorunluluklarına uyum için altyapı yatırımı yapmak durumunda kalacak. Sanayi tesisleri açısından ise yüksek tüketimli bazı işletmelerin ilgili lisans bölgesine dahil edilebilmesi imkânı, konut tarifelerini olumlu yönde etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor.
Hukuk ve uyum birimleri için pratik bir not: Düzenleme henüz Resmi Gazete'de yayımlanmadı — kurul kararı Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Yayım tarihinden itibaren geçiş süreleri ve uyum takvimi netleşecek. Bu nedenle Resmi Gazete'yi günlük olarak takip etmek, bu dönemde her zamankinden daha kritik.
## IMF'den Türkiye Karnesi: "Dezenflasyon Başarılı, Ama Riskler Var"
Uluslararası Para Fonu, Türkiye ile 2025 yılı Madde IV konsültasyonunu tamamladı ve sonuçlar genel olarak olumlu bir tablo çiziyor — ancak önemli uyarılarla birlikte.
### Rakamlar Ne Söylüyor?
IMF'nin tespitlerine göre enflasyon, Eylül 2024'teki yıllık yüzde 49,4 seviyesinden Aralık 2025'te yüzde 30,9'a geriledi. Bu düşüşün arkasında güçlü mali konsolidasyon, ihtiyatlı gelir politikaları ve sıkı para politikası duruşu var. 2025 yılı büyüme oranı yüzde 4,1 olarak tahmin edilirken, 2026 için yüzde 4,2'lik bir öngörü masada.
Fonun 2026 yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 23. İç talebin güçlü kalması ve politika faizinin kademeli olarak düşürülmesinin bu dengeyi şekillendireceği değerlendirildi.
### Yapısal Reform Çağrısı
IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye'nin dezenflasyon politikalarındaki başarıyı takdir etmekle birlikte, enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyrettiğini ve ekonominin şoklara karşı kırılgan olduğunu vurguladı. Kalıcı dezenflasyon için daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimi ve iddialı yapısal reformların şart olduğu mesajı verildi.
Özellikle dikkat çeken vurgular şunlar: vergi tabanının genişletilmesi, enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak kaldırılması ve ücret politikalarının enflasyon hedefleriyle tam uyumlu hale getirilmesi. Bu başlıklar, önümüzdeki aylarda hem iş dünyasını hem de uyum birimlerini doğrudan ilgilendiren potansiyel düzenleme alanlarına işaret ediyor.
Kısacası IMF mesajı açık: "İyi gidiyorsunuz, ama gevşemeyin." Regülasyon takibi yapan herkes için bu, kulak kabartılması gereken bir sinyal.
### Türkiye İçin Neden Önemli?
IMF'nin Madde IV konsültasyonları, bir ülkenin ekonomi politikalarının uluslararası düzeyde en kapsamlı incelemesidir. Sonuçlar yalnızca ekonomistleri değil, Türkiye'de iş yapan veya yatırım planlayan yabancı şirketleri de doğrudan etkiler. "Yapısal reform" vurgusu, yabancı yatırımcıların ve kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye bakışında belirleyici bir parametre. IMF'nin enerji sübvansiyonlarının kaldırılması çağrısı, EPDK düzenlemeleriyle birlikte okunduğunda, enerji maliyetleri konusunda 2026'nın ikinci yarısında yeni adımlar atılabileceğine dair bir tablo ortaya çıkıyor.
Ayrıca Fonun "dış risklerin yüksek kalmaya devam ettiği" uyarısı, küresel ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalar ortamında Türkiye'nin makroekonomik politikalarının ne denli hassas bir denge üzerinde yürüdüğünü hatırlatıyor. Enerji fiyatlarındaki ani bir artış veya olumsuz hava koşulları gibi beklenmedik gelişmelerin, dezenflasyon sürecini sekteye uğratma potansiyeli taşıdığı belirtildi.
## Enflasyon Beklentileri ve Faiz Takvimi
Bloomberg HT'nin ekonomistlere yönelik anket sonuçları, piyasanın Şubat enflasyonunu aylık yüzde 2,74, yıllık bazda ise yüzde 31,24 olarak beklediğini ortaya koyuyor. Hatırlanacağı üzere Ocak ayında TÜFE aylık yüzde 4,84, yıllık yüzde 30,65 artış kaydetmişti.
### Merkez Bankası Ne Yapacak?
Mart ayı faiz kararına ilişkin beklentiler, politika faizinin 100 baz puan indirimle yüzde 36 seviyesine çekilmesi yönünde şekilleniyor. Yıl sonuna dair medyan faiz beklentisi ise yüzde 30 civarında.
Önemli bir detay: Merkez Bankası'nın 2026 yılının ilk enflasyon raporunda ara hedefleri güncellememiş olmasına rağmen tahmin aralığını yüzde 13-19'dan yüzde 15-21'e, orta noktayı da yüzde 16'dan yüzde 18'e yükseltmesi, dezenflasyon sürecinin beklenenden daha engebeli bir patika izleyebileceğine işaret ediyor.
Bu revizyon, özellikle maliyet planlaması yapan şirketler ve uyum birimleri için kritik. Vergi oranları, harç miktarları, sosyal güvenlik primleri ve çeşitli idari para cezaları enflasyona endeksli olarak güncelleniyor. Enflasyon beklentilerindeki kayma, 2026'nın ikinci yarısında karşılaşılacak yükümlülüklerin boyutunu doğrudan şekillendiriyor.
### Faiz İndirimleri ve İş Dünyası
Politika faizinin yüzde 36'ya çekilmesi beklentisi, kredi maliyetlerinin kademeli olarak düşeceği anlamına geliyor — ancak bu süreçte dikkatli olmak gerek. Merkez Bankası'nın veriye bağlı yaklaşımı, herhangi bir olumsuz enflasyon sürprizinin faiz indirim takvimini anında değiştirebileceği anlamına geliyor. Yıl sonuna doğru yüzde 28-30 bandında bir politika faizi öngörülse de, bu tahminlerin küresel koşullara ve iç talep dinamiklerine göre hızla revize edilebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Şirketlerin borçlanma stratejileri, yatırım kararları ve fiyatlama politikaları bu tabloya göre kalibre edilmeli. Sabit faizle borçlanan ile değişken faizle borçlanan arasındaki fark, 2026'da her zamankinden daha belirleyici olacak.
## Ücretsiz Seyahat Gelir Desteğinde Yüzde 30 Artış
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik değişikliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ücretsiz seyahat kapsamında toplu taşıma işletmecilerine ödenen gelir desteğinde yüzde 30'luk bir artışa gidildi.
Yeni rakamlara göre:
- **İstanbul ve Ankara** şehir içi toplu taşıma araçları için aylık destek: 6.210 TL → **8.073 TL**
- **Diğer büyükşehir belediyeleri**: 4.658 TL → **6.055 TL**
- **Büyükşehir olmayan iller**: 3.726 TL → **4.844 TL**
- **Özel denizyolu ulaşım araçları**: 4.658 TL → **6.055 TL**
Bu düzenleme, doğrudan vatandaşın cebinden çıkan bir harcamayı değil, toplu taşıma işletmecilerine yapılan devlet transferini etkiliyor. Ancak dolaylı olarak, ücretsiz seyahat hakkından yararlanan engelli vatandaşlar, 65 yaş üstü bireyler ve diğer hak sahiplerinin hizmet kalitesini koruyor. İşletmecilerin artan maliyetler karşısında hizmet kısıtlamasına gitmesinin önüne geçmeyi amaçlayan bir denge mekanizması olarak değerlendirilebilir.
Düzenlemenin zamanlaması da anlamlı. Enflasyonun hâlâ yüzde 30'un üzerinde seyrettiği bir dönemde akaryakıt, elektrik ve doğalgaz maliyetleri toplu taşıma işletmecileri üzerindeki baskıyı artırıyor. Gelir desteğindeki yüzde 30'luk artış, bu baskının bir nebze hafifletilmesini sağlıyor. Ancak artışın enflasyon oranına paralel olması, reel anlamda bir iyileşmeden çok mevcut durumun korunması şeklinde de yorumlanabilir.
Belediyeler ve ulaşım şirketleri açısından bu düzenleme, mali planlama tablolarında hemen revize edilmesi gereken bir kalem. Hak sahipliği kriterlerinde bir değişiklik yapılmadığı için, mevcut yararlanıcı profili korunuyor.
## Fransa-Türkiye Hattında Ekonomik Yakınlaşma Sinyalleri
Haftanın bir diğer önemli gelişmesi diplomatik cepheden geldi. Fransa Dış Ticaretten Sorumlu Bakanı Nicolas Forissier'in 16-17 Şubat tarihlerinde Türkiye'yi ziyaret edeceği açıklandı. Ziyaret, iki ülke arasındaki diyaloğun yeniden canlandığı bir döneme denk geliyor.
Rakamlar dikkat çekici: 2025 yılında Türkiye-Fransa ticaret hacmi **23,8 milyar euro** ile rekor kırdı. Türkiye'de faaliyet gösteren Fransız şirketlerinde **143 bin kişi** istihdam ediliyor. Üstelik Fransız şirketlerinin önümüzdeki 3 yıl içinde Türkiye'ye **ilave 5 milyar euro yatırım** yapabileceği belirtildi.
Forissier'in Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile görüşmesi bekleniyor. JETCO (Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi) toplantısının da gündemde olması, bu ziyaretin sembolik değil, somut iş birliği adımlarını içerdiğine işaret ediyor.
Regülasyon perspektifinden bakıldığında, Fransa'nın "karbonsuzlaşmaya ilişkin tüm başlıkları Türkiye ile ele almak istediği" açıklaması ayrıca önemli. İklim Kanunu'nun yürürlüğe girdiği, Emisyon Ticaret Sistemi'nin (ETS) hayata geçirilmeye başlandığı bir dönemde, bu tür ikili görüşmeler çevre ve enerji mevzuatında yeni düzenlemelerin habercisi olabilir.
### Ticaretin Ötesinde: Regülasyon Uyumu
Fransa-Türkiye yakınlaşmasının en önemli boyutlarından biri, AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin güncellenmesi tartışmaları bağlamında okunmalı. Fransa, AB'nin en büyük ekonomilerinden biri olarak bu süreçte belirleyici bir rol üstleniyor. JETCO toplantısında ele alınması beklenen konular arasında dijital ticaret, fikri mülkiyet hakları ve yeşil dönüşüm standartları gibi doğrudan mevzuat uyumu gerektiren başlıklar yer alıyor.
Fransız şirketlerinin Türkiye'ye 5 milyar euroluk ilave yatırım planı, özellikle enerji, altyapı, savunma sanayi ve dijital hizmetler gibi regülasyonu yoğun sektörlere yönelecek görünüyor. Bu yatırımların gerçekleşmesi, Türkiye'nin mevzuat ortamının öngörülebilirliğiyle doğrudan ilişkili. Yani düzenleyici istikrar, yalnızca iç piyasa aktörleri için değil, uluslararası sermaye akışları için de belirleyici bir faktör.
İhracatçı firmalar ve uluslararası ticaretle ilgilenen hukukçular için pratik bir çıkarım: Fransa-Türkiye JETCO çıktılarını takip edin. Bu tür ikili komisyon toplantıları, genellikle 6-12 ay içinde somut mevzuat adımlarına dönüşen yol haritaları üretir.
## Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan Orta Gelir Tuzağı Uyarısı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Mersin'deki iş dünyası buluşmasında Türkiye'nin ekonomik görünümüne dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. Yılmaz'ın mesajları, hem makroekonomik tabloyu hem de düzenleyici yönelimi anlamak açısından önemli ipuçları taşıyor.
Yılmaz'a göre Türkiye ilk kez 2025 yılında kişi başına gelirde 18 bin dolara yaklaşan nominal bir seviyeye ulaştı ve milli gelir 1,5 trilyon doları aştı. 2020-2024 döneminde dünya yüzde 15 büyürken Türkiye'nin yüzde 30 büyüdüğü vurgulandı.
Ancak asıl dikkat çekici olan, "orta gelir tuzağı" uyarısıydı. Yılmaz, bu eşiğin aşılmasının düşük ücret politikalarıyla değil, teknolojik seviyenin yükseltilmesi, toplam faktör verimliliğinin artırılması ve kurumsal dönüşümle mümkün olduğunu vurguladı. Bu mesaj, önümüzdeki dönemde teknoloji teşvikleri, Ar-Ge düzenlemeleri, eğitim reformları ve kurumsal yönetişim alanlarında yeni mevzuat adımları gelebileceğine dair güçlü bir sinyal.
Enflasyon tarafında ise Yılmaz, bu yılın hedefinin enflasyonu yüzde 20'lerin altına indirmek olduğunu, Ocak'taki beklenti üstü artışa rağmen yıllık bazda dezenflasyon sürecinin devam ettiğini söyledi. Tarımda don ve kuraklığın geçen yıl hem büyümeyi hem enflasyonu olumsuz etkilediğini, 2026'da bu baz etkisinin olumlu yansımasının beklendiğini kaydetti.
Doğrudan yabancı yatırımların (FDI) dünya genelinde daralırken Türkiye'de artış gösterdiği bilgisi de Yılmaz'ın özellikle altını çizdiği noktalardan biriydi. Bu veri, Türkiye'nin yatırım ortamına duyulan güvenin — tüm zorluklara rağmen — belirli sektörlerde güçlendiğini gösteriyor. Küresel belirsizlik dönemlerinde "güvenli liman" arayışının ötesinde, Türkiye'nin üretim altyapısı ve genç iş gücünün yabancı yatırımcılar için çekici olmaya devam ettiği anlaşılıyor.
## Resmi Gazete'de Diğer Gelişmeler
Haftanın Resmi Gazete gündeminde yukarıdaki ana başlıkların yanı sıra birkaç dikkat çekici gelişme daha yer aldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan üst düzey atamalar Resmi Gazete'de yayımlandı: UNESCO nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliğine İhsan Mustafa Yurdakul, Senegal Büyükelçiliğine Dilşad Kırbaşlı Karaoğlu atanırken, Milli Eğitim Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü değişti.
Bu tür atamalar, ilk bakışta yalnızca bürokratik hareketler gibi görünse de, özellikle uluslararası ilişkiler ve eğitim mevzuatı açısından politika yönelimlerine dair ipuçları taşıyabilir. UNESCO temsilciliğindeki değişiklik, Türkiye'nin kültürel miras ve eğitim alanındaki uluslararası angajmanını; MEB'deki AB birimindeki değişiklik ise AB fonları ve eğitim programlarına (Erasmus+ gibi) yaklaşımı etkileyebilecek bir gelişme.
## Haftalık Değerlendirme: Ne Takip Etmeli?
Bu haftanın gündemi, birbirine bağlı beş ana damardan besleniyor:
1. **Enerji düzenlemeleri** hız kesmedi. EPDK'nin doğalgaz reformu, sektörde geniş çaplı uyum gereksinimleri yaratacak. Dağıtım şirketleri, faturalandırma ve dijitalleşme yükümlülüklerine hazırlanmalı.
2. **Uluslararası değerlendirmeler** (IMF) Türkiye'nin yolunun doğru ama dar olduğunu söylüyor. Yapısal reform çağrısı, yeni mevzuat dalgalarının habercisi olabilir.
3. **Enflasyon ve faiz takvimi**, maliyet planlaması yapan herkes için belirleyici. Merkez Bankası'nın tahmin aralığı revizyonu, 2026'nın ikinci yarısına dair beklentileri yeniden kalibre ettiriyor.
4. **Sosyal politika düzenlemeleri** sessiz ama etkili şekilde devam ediyor. Ücretsiz seyahat desteği artışı bunun son örneği.
5. **Diplomatik hareketlilik** (Fransa ziyareti), ticaret ve çevre mevzuatında yeni iş birliği pencerelerinin açılabileceğine işaret ediyor.
Regülasyon takibi yapan profesyoneller için tavsiye: Önümüzdeki haftalarda EPDK'nin Resmi Gazete'de yayımlanacak nihai yönetmelik metnini, IMF'nin tam raporunu ve Fransa-Türkiye JETCO toplantısının çıktılarını yakından izleyin. Bugün "haber" olan gelişmeler, birkaç hafta içinde "uyulması gereken kural" haline dönüşecek.
Son olarak, bu haftanın bir dersi daha var: Regülasyon takibi artık tek kaynağa bağlı kalarak yapılabilecek bir iş değil. Resmi Gazete elbette birincil referans noktası, ancak IMF raporları, diplomatik ziyaretler, piyasa anketleri ve üst düzey ekonomi yöneticilerinin açıklamaları — hepsi birlikte okunduğunda, düzenleyici yönelimi anlamak mümkün hale geliyor. Mevzuatı sadece yayımlandığında değil, şekillenirken de takip etmek — işte modern uyum profesyonelinin gerçek rekabet avantajı budur.
---
Bir sonraki yazımızda, EPDK yönetmeliğinin Resmi Gazete'deki nihai halini, Mart ayı faiz kararını ve Fransa-Türkiye JETCO toplantısının sonuçlarını ele alacağız. Regülasyon dünyasında sakin hafta diye bir şey yok — sadece henüz fark etmediğiniz değişiklikler var.
*Bu değerlendirme, kamuya açık kaynaklardan derlenen bilgilere dayanmaktadır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Güncel mevzuat metinleri için Resmi Gazete'nin resmi sitesini kontrol ediniz.*