AB Enerji Krizi: Hürmüz Boğazı Kapanışı ve 22 Milyar Euro Faturanın Hukuki Çerçevesi

Giriş: 44 Günde 22 Milyar Euro - AB'nin Yeniden Doğan Enerji Krizi

13 Nisan 2026, Brüksel. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, basın toplantısında verdiği zarif ama çarpıcı rakamlarla Avrupa'nın yaşadığı enerji şokunu bir kez daha teyit etti: Çatışmanın başlamasından bu yana geçen 44 günde fosil yakıt ithalat faturamız 22 milyar euroyun üzerinde arttı. Bu, günde yaklaşık 500 milyon euroya denk gelen bir fatura artışı demek.

Ancak bu kez durum farklı. 2022'deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji krizinde Avrupa, Rus gazına bağımlılığı yavaş yavaş azaltmaya çalışırken, şimdi karşısında daha karmaşık ve çok boyutlu bir jeopolitik ve hukuki deneme alanı buluyor: Hürmüz Boğazı'nın kapanması.

Bu makale, sadece ekonomik boyutu ele alan bir analiz değil; Avrupa Birliği'nin enerji güvenliği hukuku, REPowerEU mekanizmasının yasal çerçevesi, emisyon ticareti sistemindeki güncellemeler, enerji vergilerine ilişkin yeni öneriler ve devlet yardımlarının geçici çerçevesi üzerine kapsamlı bir hukuki inceleme sunuyor. Uluslararası enerji hukukunun yanı sıra, Avrupa hukukunun bu kriz anında nasıl işleyip işlemediğini, üye ülkelerle arasındaki yetki paylaşımını ve Türkiye açısından çıkarımları ele alıyoruz.


I. Jeopolitik Krizin Hukuki Arka Planı: Hürmüz Boğazı ve Deniz Hukuku

1.1. Hürmüz Boğazı'nın Hukuki Statüsü ve Güvenliği

Hürmüz Boğazı, petrol ticaretinin yaklaşık %21'ini taşıyan ve dünya enerji güvenliği açısından hayati önem taşıyan bir deniz geçişi. Uluslararası hukuk açısından, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) uyarınca Hürmüz Boğazı, "transit passage" (geçiş hakkı) uygulayan bir su yolu olarak tanımlanıyor. Bu, kıyıdaş ülkelerin (İran ve Umman) güvenliği garanti altına alma sorumluluğu taşıdığı ancak gemilerin transit geçiş hakkının mutlak olduğu anlamına geliyor.

Von der Leyen'in vurguladığı Hürmüz Boğazı'nın kapanması, hukuki açıdan teknik olarak bir kapanma değil, gemi trafiğinin ciddi şekilde engellenmesi olarak tanımlanmalı. İran'ın tanker operasyonları veya Hizbullah'un deniz varlıkları, uluslararası deniz hukukunun ihlali olarak görülüyor. Ancak bu ihlallerin pratik sonucu, enerji arzının tedarikçi ülkelerden (BAE, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Katar) deniz yoluyla Avrupa'ya ulaşmasının aksaması.

1.2. Uluslararası Ticaret Hukuku Açısından Yansımalar

Hürmüz Boğazı'nın kapanması, sadece enerji arzını değil, genel deniz ticaretini de etkiliyor. Free on Board (FOB) ve Cost, Insurance and Freight (CIF) gibi uluslararası ticaret koşulları, sevkiyat gecikmelerinin risk dağılımını belirlemekte önemli. Avrupalı alıcılar, sözleşmelerde force majeure (mücbir sebep) veya hardship (aşırı zorluk) hükümlerine başvurarak teslimat sürelerinin uzamasından kaynaklanan zararları telafi etmeye çalışıyor.

AB ticaret hukuku açısından, bu durum Tedarik Zinciri Aktivasyonu mekanizmasının test edilmesine neden oldu. Komisyon, üye ülkelerin tedarik zinciri kırılganlıklarını raporlamasını ve acil durum stoklarını aktive etmelerini istedi. Bu süreçte, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kuralları çerçevesinde ticaret engelleyici önlemler alınırken, GATT'nin XXI. maddesi (ulusal güvenlik istisnası) devreye giriyor.


II. AB Enerji Güvenliği Hukuku: REPowerEU ve Güncellemeler

2.1. REPowerEU Yasal Çerçevenin Doğuşu

2022'de Rusya-Ukrayna savaşı sonrası AB, enerji güvenliği açısından tarihsel bir dönüm noktasına REPowerEU adımlarıyla yanıt verdi. REPowerEU, üç temel hedefe odaklanıyor:

  • Rus gazına bağımlılığın 2027'ye kadar sona erdirilmesi
  • Yenilenebilir enerji kapasitesinin 2030'a kadar iki katına çıkarılması
  • Enerji verimliliğinde %13 artış sağlanması

Ancak bu kez, 2026 krizi farklı bir boyut: Hürmüz Boğazı'nın kapanması. Bu durum, REPowerEU'nun sadece Rus gazı değil, genel jeopolitik risklere karşı dirençli bir enerji güvenliği altyapısı oluşturma zorunluluğunu ortaya koydu.

Komisyon, Mart 2026'da yayınladığı REPowerEU Gaz Regülasyonu'na yönelik güncel rehberde, Hürmüz krizi bağlamında ortak gaz depolama hedeflerinin ve solidarite mekanizmalarının aktif hale getirilmesini istedi.

2.2. REPowerEU Gaz Regülasyonu'nun (2022/2576) Kapsamı

REPowerEU Gaz Regülasyonu, üye ülkelerin gaz depolama tesislerinin en az %80 doluluk seviyesine ulaşmasını ve bunu birbirleriyle koordine etmelerini öngörüyor. 2026 krizi, bu mekanizmanın sadece depolama değil, aktif stok yönetimi açısından da test edilmesini sağladı.

  • Solidarite mekanizması: Bir üye ülke gaz kıtlığı yaşarsa, diğer AB ülkeleri sınırlarını aşmak kaydıyla gaz sağlamak zorunda (Yönetmelik (AB) 2017/1938)
  • SoR (Security of Supply) yönetmelikleri: Her ülkenin hazırladığı acil durum planlarının devreye alınması
  • Birlikte gaz alım (joint purchasing) platformu: AB'nin ortak müzakere gücü

2026 krizinde, Komisyon buç mekanizmanın tümünü aktif hale getirdi: Depolama doldurma sezonu erkene çekildi, üye ülkeler arasında gaz akışı düğüm noktaları izlenmeye başlandı ve mümkünse petrol stoklarının serbest bırakılması koordine edildi.


III. Enerji Vergileri Hukuku: Vergi İndirimlerinin Yasal Boyutu

3.1. Enerji Faturalarının Hukuki Yapısı

Von der Leyen'in açıkladığı vergi indirimi önerileri, enerji vergisi hukuku açısından önemli. AB üyesi ülkeler, enerji faturalarının bileşenlerini farklı yasal çerçevelerle düzenliyor:

  1. Enerji kaynağı maliyeti: İthalat faturası (tedarikçi piyasa koşulları)
  2. Şebeke ücretleri: Dağıtım ve iletim bedeli (regülasyonla belirlenir)
  3. Vergiler ve harçlar: Katma değer vergisi, tüketim vergileri, emisyon ticareti (ETS)

Komisyon'un Mayıs 2026'da sunacağı yasa teklifleri, üçüncü kalem üzerinde yoğunlaşıyor. Ancak burada önemli bir hukuki detay var: Enerji vergileri, AB'nin ortaklaşa vergisi değil, üye ülkelerin yetki alanında.

3.2. Vergi İndirimlerinin AB Hukuku ile Sınırları

AB hukuku, üye ülkelerin vergi indirimleri yapmalarını doğrudan yasaklamasa da, haksız rekabet (state aid) kuralları çerçevesinde denetliyor. Bir ülke, enerji faturasının vergi kısmında ciddi indirimler yaparsa, bu AB'nin ortak piyasa kurallarına göre haksız rekabet yaratabiliyor.

Ancak 2022 ve 2026 krizlerinde, Komisyon geçici vergi indirimlerini haksız rekabet kapsamında değerlendirmemeyi tercih etti. Bunun yasal dayanağı, Yararlanıcı Devlet Yardımı Yönetmeliği (SA Regulation)'nin kriz dönemi istisnaları. Üye ülkeler, "mücbir sebep" veya "ekonomik istikrarı sağlama" amacıyla vergi indirimleri yapabilirler, ancak bu önlemlerin:

  • Hedefli (targeted) olması
  • Geçici (temporary) olması
  • Orantılı (proportionate) olması
  • En az zarar verici (least harmful) olması gerekiyor.

3.3. Türkiye Karşılaştırması: EPDK ve EPDK Politikaları

AB-Türkiye enerji ilişkileri açısından, AB'nin enerji vergisi önerileri, Türkiye'nin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Enerji Piyasası İşletmecisi A.Ş. (EPİAŞ) ile karşılaştırıldığında farklı yasal altyapılarla karşılaşıyor. Türkiye, benzer enerji krizi önlemleri kapsamında, EPK ve Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde fiyat sınırlaması (tarife) ve geçici teşvikler uygulayabiliyor.

AB'nin vergi indirimleri, Türkiye'de doğrudan elektrik tarifesine yansıyan sabit ve değişken bedenler üzerinden uygulanıyor. Özellikle sanayi müşterileri için EPDK'nın düzenlediği fiyatlandırma mekanizmaları, AB'nin enerji vergisi indirimleriyle eş zamanlı olarak değiştirilebilir.


IV. Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) ve Hukuki Yapılandırma

4.1. ETS'nin Kriz Dönemlerindeki Rolü

Avrupa Birliği Emisyon Ticareti Sistemi (EU ETS), AB'nin iklim hedefleri doğrultusunda karbon emisyonlarını azaltmayı amaçlayan "cap-and-trade" mekanizması. Sistem, elektrik üretim santralleri, enerji yoğun sanayi tesisleri, havacılık ve deniz taşımacılığı gibi sektörleri kapsıyor.

Enerji krizinin ETS üzerinde iki yönlü etkisi oldu:

  • Fiyat artışları: Enerji talebinin düşmesi, ETS primlerinin fiyatında baskı oluşturdu
  • Reform ihtiyacı: Fiyat istikrarsızlığını önlemek amacıyla piyasa istikrar rezervi mekanizması

Komisyon von der Leyen, ETS piyasa istikrar rezervinde (MSR - Market Stability Reserve) değişiklikler önerdiklerini açıkladı. Bu, AB hukukunda Direktif 2003/87/EC (ETS Direktifi) uyarınca yapılacak bir düzenleme anlamına geliyor.

4.2. ETS Piyasa İstikrar Rezervi (MSR)

MSR, ETS piyasasındaki karbon kredisi açığını, fazlasını veya istikrarsızlığını dengelemek için kullanılan bir araç. 2026 krizi, enerji talebinin ani düşüşüyle, ETS prim fiyatlarının düşmesine neden oldu. Bunun önüne geçmek için Komisyon, MSR mekanizmasını aktive ediyor ve kademeli güçlendirilmiş bir yaklaşım uyguluyor.

  • MSR yasal dayanağı: (AB) 2018/410 Yönetmeliği (MSR Yönetmeliği)
  • Kriz dönemi tedbiri: Komisyon, MSR'nin intervansiyon (müdahale) seviyelerini kademeli olarak genişletiyor ve piyasa istikrarını sağlamaya çalışıyor

AB'nin iklim hedefleri açısından ETS'nin kriz anlarında dahi devre dışı bırakılmaması, AB'nin Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) ve Fit for 55 yasal çerçevesinin devamlılığı açısından kritik. Enerji krizi, AB'nin iklim hedeflerinden vazgeçmesi gerektiği yorumlarına rağmen, Komisyon tam tersine, karbonsuzlaşmanın enerji bağımsızlığı sağlama açısından stratejik önemini vurguladı.

4.3. Türkiye ETS'ye Uyum Süreci

Türkiye, 2026 yılına ilişkin ETS uygulaması (SKDM - Sınırda Karbon Düzenlemesi) çerçevesinde karbon fiyatlandırması mekanizmasını devreye aldı. AB ile uyumlu bir ETS sistemi oluşturmak, ileride AB'ye tek pazar erişimi açısından önem taşıyor. AB'nin krizi ETS reformuyla aşması, Türkiye'nin de benzer dirençli (resilient) piyasa mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini gösteriyor.


V. Devlet Yardımları: Haksız Rekabet Hukuku ve Enerji Krizi İstisnası

5.1. Geçici Devlet Yardımı Çerçevesi

Enerji fiyatlarının aşırı yükselmesi, Avrupa sanayiinin rekabet gücünü zedeleyen bir durum. AB, haksız rekabeti önlemek amacıyla devlet yardımlarını sıkı denetlerken, bu krizde geçici çerçevenin (Temporary Crisis Framework) devamını açıkladı.

Von der Leyen'in belirttiği üzere, devlet yardımı kuralları şu yasal dayanaklara göre esnetildi:

  • Yararlanıcı Devlet Yardımı Yönetmeliği (SA Regulation)'nin 107(3)(b) maddesi: "Mücbir sebep veya ekonomik istikrarı sağlama"
  • Krize ilişkin geçici çerçeve: 2022 krizi sonrası uzatılan ve Hürmüz krizi ile tekrar aktive edilen mekanizma

5.2. Hangi Sektörler Yardım Alabilir?

Geçici çerçeve kapsamında, devlet yardımlarından yararlanabilecek sektörler şunlardır:

  • Enerji yoğun sektörler: Çelik, alüminyum, kimya, gübre, seramik, cam
  • Tarım ve gıda işleme: enerji yoğun gıda üretimi
  • Ulaştırma ve lojistik: yakıt maliyetleri
  • Kamu hizmetleri yerine getiren özel sektör: enerji tedarikçileri ve dağıtıcıları

Yardımların sınırları:

  • İşletme başına maksimum yardım tutarı: çiro dikkate alınarak hesaplanıyor
  • Süre: Krizin süresine bağlı olarak 6 ila 18 ay arası
  • Şeffaflık: Komisyon'a önceden bildirim veya mukayyet (ex-post) bilgilendirme

5.3. Vergi İndirimleri ve Haksız Rekabet Dengesi

AB hukuku, vergi indirimlerini devlet yardımı olarak görebilir. Ancak, enerji faturasının vergi kısmının indirilmesi, genellikle "hizmet alımı" yerine "mal alımı" olarak nitelendirildiğinden, devlet yardımı kapsamına girmeyebilir. Von der Leyen'in önerdiği "elektrik vergilerinin ve şebeke ücretlerinin indirilmesi", bu ayrım açısından hukuki bir inceleme gerektiriyor.


VI. Türkiye'ye Özel Değerlendirme: Enerji Güvenliği Hukuku Açısından Fırsatlar ve Riskler

6.1. Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Türk Akımı'nın Rolü

Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Türkiye'nin doğal gaz boru hatları açısından jeopolitik açıdan kritik bir konuma gelmesine neden oldu. Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Türk Akımı, AB'ye alternatif gaz tedarik rotaları oluşturuyor.

Türkiye'nin enerji güvenliği hukuku açısından bu durum:

  • Enerji transit güzergahı: Türkiye, AB'nin enerji güvenliği stratejisi (Energy Security Strategy) kapsamında "güvenilir ortak" olarak konumlandırılıyor
  • Türkiye-AB Enerji Entegrasyonu: Enerji Topluluğu (Energy Community) anlaşması ve ileriye dönük müzakereler
  • Alternatif LNG kapasitesi: Türkiye'nin artan LNG terminalleri (Aliağa, Saros) ve FSRU kapasitesi

6.2. Türk Hukukunda Acil Durum Yönetimi ve Enerji Krizi

Türkiye, enerji krizleri karşısında Enerji Güvenliği ve Strateji Başkanlığı çatısı altında, Enerji Piyasası Kanunu (EPK) ve Elektrik Piyasası Kanunu (EPK) kapsamında acil durum yönetim mekanizmalarına sahip:

  • Enerji İletim Ağı (EİA) operatörü TEİAŞ: sistem güvenliği ve dengeleme
  • Yedekleme ve acil durum stokları: LPG ve petrol stok yükümlülüğü (90 günlük net ithalat)
  • Fiyat istikrar mekanizmaları: EPDK'nın mudahele yetkisi

6.3. Türk-AB Enerji Hukuku İlişkisi

AB'nin enerji vergisi indirimleri ve devlet yardımları, Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde eşgüdümlü hareket etme ihtiyacını beraberinde getiriyor. Türkiye, enerji vergilerindeki AB uygulamalarından farklılık gösterdiğinde, rekabet hukuku ve gümrük birliği yasaları çerçevesinde dengeli bir yaklaşım izlemeli.


VII. ABD ve Çin: Karşılaştırmalı Enerji Güvenliği Hukuku

7.1. ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi (SPR) ve Yasal Çerçeve

AB'nin karşısında ABD, enerji krizlerine karşı Stratejik Petrol Rezervi (SPR) mekanizması ile yanıt veriyor. Enerji Politikası Yasası (Energy Policy Act) ve Dış Siyasi Krizler Yasası (Foreign Oil Crisis Act), ABD Başkanı'na petrol stoklarını serbest bırakma konusunda geniş yetkiler veriyor. 2026 krizi, Biden yönetiminin SPR'yi aktif hale getirmesiyle sonuçlandı.

AB'nin petrol stokları (European Petroleum Reserves) yasal olarak üye ülkelerin ulusal sorumluluğunda, ancak AB Petrol Rezervi Yönetmeliği (Council Directive 2009/119/EC) ile koordine ediliyor. Her üye ülke, 90 günlük net ithalat karşılığı petrol stokları zorunluluğu taşıyor.

7.2. Çin'in Enerji Güvenliği Hukuku ve Stratejik Rezerv Yönetimi

Çin, dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olarak Stratejik Rezerv Yönetimi Yönetmeliği çerçevesinde enerji güvenliği stratejisi uyguluyor. Çin, Hürmüz krizi karşısında, Saudi Aramco ve ADNOC ile yeni anlaşmalar imzalayarak, deniz yolu bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.


VIII. Gelecekteki Hukuki Adımlar ve Politika Önerileri

8.1. AB'nin 2026-2030 Enerji Yasal Çerçeve Değişiklikleri

Von der Leyen'in açıklamaları, AB'nin enerji hukuku açısından önemli adımlar atacağına işaret ediyor:

  1. Mayıs 2026: Elektrik vergisi ve şebeke ücretleri yasa teklifi

    • Vergi indirimlerinin kriterleri ve koordinasyon
    • Şebeke ücretlerinin (network charges) dönüştürülmesi
  2. REPowerEU 3.0: Yeşil enerji direnci (Green Resilience)

    • Yenilenebilirler ve nükleer enerjinin kapasitesi (yasal hedefler: 2030'a kadar yüzde 45 yenilenebilir)
    • Enerji depolama (storage) ve esneklik (flexibility) hedefleri
  3. Karbon Sınır Düzenlemesi (CBAM)

    • Enerji ithalatının karbon içeriğinin denetlenmesi
    • Üçüncü ülkelerle ticarette karbon fiyatlandırması

8.2. Türkiye İçin Öneriler

Türkiye, AB'nin enerji krizi karşısında aldığı hukuk adımlarını dikkate alarak şu politikaları geliştirmeli:

  • Enerji vergi reformu: EPDK'nın enerji vergilerinde insiyatif kullanma yetkisi
  • Kriz dayanıklı regülasyon: TEİAŞ ve EPDK'nın müdahale yetkileri genişletilmeli
  • AB enerji hukuku uyumu: Gümrük Birliği ve muhtemel AB üyelik süreci için ETS uyumu
  • Yeşil enerji hedefleri: AB'nin Fit for 55 hedefleri ile uyumlu, yenilenebilir enerji yasal altyapısı

IX. Sonuç: AB Enerji Hukukunun Kriz Testi ve Geleceği

44 günde 22 milyar euro. Bu sadece bir ekonomik kayıp değil, Avrupa'nın enerji güvenliği hukukunun ve jeopolitik bağımlılıklarının bir testi. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, AB'nin enerji hukukunun sadece iklim ve çevre boyutuyla değil, güvenlik ve jeopolitik risk boyutuyla ele alınmasını zorunlu kıldı.

AB'nin enerji vergisi indirimleri, devlet yardımları, REPowerEU mekanizmaları ve ETS reformu gibi adımları, tek başına piyasaya güvenmek yerine kamu müdahalesinin hukuki çerçevesini genişletiyor. Bu, serbest piyasa ekonomisi ilkeleri açısından bir saptırma olarak görülebilir, ancak kriz yönetimi açısından piyasa başarısızlığının giderilmesi.

Türkiye, enerji koridoru ve arz güvenliği açısından bu krizden çıkarımlar alarak, kendi enerji hukuku altyapısını AB'nin yasal çerçevesiyle uyumlu hale getirmeli. TANAP, Türk Akımı ve LNG kapasitesi, Türkiye'nin enerji güvenliği hukuku açısından önemli araçlar.

Ancak unutulmamalı: Enerji krizi, hukuki çerçeveler ne kadar kusursz hazırlanırsa hazırlansın, jeopolitik gerçeklerden bağımsız değil. AB'nin enerji bağımsızlığı, hukukun gücü kadar, diplomasinin ve jeopolitik manevra kabiliyetinin de bir fonksiyonu.

Krizler, hukukun sınırlarını gösterir; ama aynı zamanda hukukun gücünü de test eder. AB'nin 2026 enerji krizi, hukukun krizi önlemede değil, yönetmede kullanıldığı, geçici ve hedefli önlemlerin devreye girdiği bir dönüm noktası. Geleceğin enerji hukuku, kriz yönetimi ve iklim değişikliği hukukunun birleştiği, dirençli ve adil bir enerji sistemi hukuku olacak.


Ek Kaynaklar ve Okumalar

  • Avrupa Komisyonu REPowerEU Gaz Regülasyonu Rehberi, Mart 2026
  • AB Yönetmeliği (AB) 2022/2576, REPowerEU Gaz Regülasyonu
  • AB Emisyon Ticareti Sistemi (EU ETS) Direktifi 2003/87/EC
  • Enerji Güvenliği ve Strateji Başkanlığı (Türkiye), Enerji Piyasası Kanunu (EPK)
  • Yenilenebilir Enerji Yasası (Türkiye) 2005 ve 2023 Değişiklikleri
  • Hürmüz Boğazı ve Deniz Hukuku (Deniz Hukuku Sözleşmesi - UNCLOS, 1982)
  • Enerji Verisi ve Bilgi Merkezi (Enerji Bakanlığı, Türkiye)
  • AB Çok Yıllık Mali Çerçeve (2021-2027) ve enerji krizi fonları
  • Dünya Enerji Konseyi (WEC) Türkiye Enerji Güvenliği Raporları 2024 ve 2026

Yazar: Regulfy Hukuk Ekibi
Tarih: 13 Nisan 2026
Kategori: AB Hukuku, Enerji Hukuku, Enerji Güvenliği Hukuku
Anahtar Kelimeler: AB enerji krizi, Hürmüz Boğazı, enerji vergileri, REPowerEU, emisyon ticareti, devlet yardımları, enerji hukuku, jeopolitik risk.

Sözlük:

  • REPowerEU: AB'nin Rusya'ya enerji bağımlılığı sonlandırma programı
  • ETS (Emissions Trading System): Karbon emisyon ticareti sistemi
  • CBAM: Karbon sınır düzenlemesi mekanizması
  • SPR: Stratejik petrol rezervi
  • MSR: Piyasa istikrar rezervi
  • SA Regulation: Yararlanıcı Devlet Yardımı Yönetmeliği
  • UNCLOS: Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi
  • TANAP: Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı
  • EPDK: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Türkiye)
  • EPİAŞ: Enerji Piyasası İşletmecisi A.Ş. (Türkiye)
  • TEİAŞ: Türkiye Elektrik İletim A.Ş.